.her ne geldiyse ağzıma yutkunmaya alıştım. boğazımdaki kuruluk geçmez oldu çok zamandır. yapışıp kalmış sözcüklerim, boşver dedim yine de. değmeyecekti daha fazla kırmaya, çok isterse düşer harfler kağıda, yürür gider dağlara.
.insan gördükçe, yaşadıkça bildiklerini bırakabilse diyorum, bırakamıyorum. dokunmadığım kadar çok dokunuyorum kendime, görmeyi istemediklerimi görmek için önce elimle yokluyorum her şeyi. dikenlerim önce bana batsın ki bileyim neyim, kimim ben. yüzleşmenin acı tadına bakmak, biraz yanıp biraz sönmek için. durup bakabilmek için bütün bu arbede. savaşanlar, çatışanlar, sövenler, sövdürenler. bilmediğimi görmek ve anlamlandırmadan çocuk gibi şaşırabilmek için. söylemsizliğe, yönsüzlüğe yaslansa da sırtım, onu da hissetmek için.
.sadece yaşamıyor muyuz bu ipi kopmuş dünyada, devam hayatla kalmaya, bitik, yitik ya da savruk.
ertelediğim her kelime, her cümle için bugün daha çok susuyorum, daha çok yazmaya niyet ediyorum. sessizlikte soğukluğu hissetmek için daha çok sokaklarda geziyorum, hissettiklerimle kalmak için tanıdık yüzlerden kaçıyorum. tanımadığım içlerdeyim. yazmaya söz vermesem de içten içe yanan ateşin sıcağındayım.
.haftalardır ertelediğim binbir çeşit yazıdan hiçbiri olacak bu. öyle kendi halinde bir sürünceme sadece.
binbir şikayet, binbir dertli insan arasında geçen zamanı yitirdiğimden beridir bulduğum parçalarımı birleştirmeye çabalıyorum. şaşırıyorum bolca, yükseliyorum sıkça ve yine şaşıyorum bu hale. git-gel’lerimin dur-durak bilmeyen hallerine alışıyorum, uyuşuyorum belki de. içselleştirdiğim ve hiçleştirdiğim ilişkileri apaçık görebilmenin hafifliğiyle korkuların yükünü hissetmiyorum. korkular daha da siniyor geçtikçe zaman, sızıyor benden dışarı. derin sessizlikler ve apansız bağırışlar da benden çıkıyor ya da bende kalıyor. çelişkilerin birlikteliyle varolan benliğin apansız çıkmazları işte. dert desen değil, huzur desen değil.
haklı sanırım birileri, belirsiziz, netsizim, kaygan zemin gibi hiç beklenmeyen zamanda kafa kıranlardanım.
neyim, kimim mühim mi sanki. olduğu kadar, olduğum gibi.
.bu adamı seviyorum be kardeşim.
.biraz daha sakinleşebildim. ve izlediğim, biraz içinde biraz dışında kaldığım hayatta dengemi bozan parçaları bulmaya, görmeye başladım. “değer” verdiğim, beni “beslediğini” düşündüğüm, hatta derinden hissettiğim şeyler koşturan zamanın yitikliğine kurban gitmiş meğer. ilişkilerde çoktan kaybettiğim samimiyeti kıyıda köşede kalmış, yargılardan arınmış dostlarda bulabilmek, beklentilerin baskısından uzak kalmayı denemek. bu hassas dengeleri ararken kapanmak, bulunduğum yerin reddiyle, gereksiz bir karşı koyuş ve gerginlik yaratıyor. hızla akıp taşı toprağı savuran düzene uyum sağlamak da kendimle çeliştiriyorken bir orta yok bulup usulca, olduğu gibi akmasına izin vermek sadece.
kendimi , bulunduğum yeri, dönmek istediğim yeri sorgularken hep o akış, hep o dengenin arayışı var sabit kalan. buradayken, şehrin güzel nimetlerin mahrum kalmak hiç sorun değildi, ama şu an her şeye maruz kalmak sorun. seçmek ve işte o imkansız dengeyi aramak, vazgeçmeden, pes etmeden.
.son 2 akşamdır, istanbulda bir şekilde güneş battıktan sonra eve dönerken girdaplara çekildiğimi hissediyorum. geçici olarak burada olduğumu bilsem de, korkuyorum rutinlere kapılıp gitmekten, yitmekten. insan ne garip, kaçtığı keşmekeşe döndüğünde o keşmekeşin oyununa gelip yitmeye çok yatkın. arkasından küfrettiğinin durumuna düşmeye ramak kaldığında yakalamaya alışmış artık kendini.
söylenip durmanın bir faydası yok, kendimi burada durdurabilmek için uzaktaymışçasına davranmam hatta oynamam gerek biraz. o kopup gittiğim, yorgunluğunu hala üstümde taşıdığım ilişkilere, döngülere, sosyalliklere dönmeye niyetim yok. burdayım, sebebim var, işimi görüp gideceğim evime, şehrin girdaplarını hatırlayıp, yalnız kalma halini nasıl da bu kadar derinden arzuladığımı ancak ancak kavradım.
gideceğini bilerek kalmak daha kolay, ama o vakti öldürmemek, kendini yıpratmamak ince iş.
Yeni albüm kayıtları bitti sayılır…
New album recordings have almost finished…
Kadıköy / 2013 / Bee
barıştık-mı dan heyecanlı haberler…
Bir yanım ona eriyor bir yanım yeni başlar
“Bir yanımda ateş çıldırtan hazlar
Bir yanım merdivenlerle göklere dayalı
Bir yanım arıyor bir yanım siste bulvar
Her yanım oralı bir yanım onu özler”
-yasemin mori-
Another way, another way to your heart
It started to look like seconds
And then we’re off
The more you take to yourself
The more you take it away
You settle in, you settle into your fear
It started to look like echoes
And then we’re off
The more you want to be said
The words believing the way